İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde Otopark Sorunu

e-Posta Yazdır PDF

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde otopark ile ilgili büyük sıkıntı var. Engelli, engelsiz herkes otomobili ile bu hastaneye gitmişse eğer, her yanı yokuşlarla çevrili bu hastanede otomobiline bir park yeri bulma arayışı tam bir işkence!...

Hastaneye malum gidenler hep hasta ve yanlarında da mutlaka onlara refakat edecek birisi gerekiyor. Hastanız ile yokuşlar ile çevrili bu hastanede nasıl dolaşılabilir; hele ki birde engelliysen bu daha da zor. Otomobilini sürüp gittiğini düşünelim bir refakatçinde yok; yani her zaman yanında sana refakat edecek birini bulamayabilirsin! Örneğin ben her yere yalnız gidiyorum. Biniyorum otomobilime ve gideceğim yere gidiyorum. Yalnızca tekerlekli sandalyeme inip binerken yardım alıyorum. Bu yüzden de gittiğim yerin en yakınına otomobilimi park etmeye çalışıyorum.

İstanbul’un en iyi hastanelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesine ise mecbur olmadığım sürece gitmemeye çalışıyorum; Çünkü ben ne zaman bu hastaneye gitsem, iki gözüm iki çeşme! Moralim sıfır, depresyona giriyorum! Ve öylesine sinirleniyorum ki! Olamaz böyle bir şey, benim gibi sakin kolay kolay sinirlenmeyen bir kişiyi bile böyle oluyorsa beni tanıyanlar ( bilirler) ne kadar zor anlar yaşadığımı anlıyorlardır.

Aslında o gün rapor almak üzere hastaneye gitmek için yatağımdan kalktığımda moralim çok iyiydi. Son derece neşeyle hazırlanmış, en şık kıyafetlerimi giymiş ve otomobilim ile yola çıkmıştım. Hastaneden içeriye girince muayene olmam gereken bölümü bile hemen bulmuştum ama otomobilimi park edecek yer bulmak hiç kolay değildi.

Otoparklar var her bölümün önünde ve tüm hastaneyi dolaşıp tek tek otoparkların önündeki görevlilere sormaya başladım “Engelliyim ben yardımcın olur musunuz?... Tekerlekli sandalyem olduğundan dolayı hastane dışına çıkıp park edip gelme şansım yok” dedim, yalvardım ‘bir yer bulunsun!’ diye ama hiç kimse kılını bile kıpırdatmak istemedi. “Yok yerimiz!” deyip durdular. Boş yerleri gösterdim “Şurada yer var ya! Hem zaten işimde uzun sürmez bir saate kadar gelirim” dedim ama nafile.

Hastanede böyle üç tur attım ve en son ki turda çıkış kapısında buldum kendimi. Burada bir yer bulamayacağımı anladım ama düşünüyorum… düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum. Dışarıdan bir yere park etsem taksi ile gelmek istesem, yakın mesafe taksiler almaz. Zaten tekerlekli sandalyede olunca taksi bulmak bile bir mesele!... ‘Bu şekilde tekerlekli sandalye ile hastane dışından nasıl gelebilirim?’ diye düşünüyorum. İyi ama bu hastanede bir sürü yokuş var tek başıma gelmem mümkün değil!  Yok ben mecburen bir kez daha denemeliyim belki bir yer bulurum kim bilir?

Hastanenin giriş kapısından içeri girerken bilet veren görevliye sordum “Engelli park yeriniz yok mu?” diye. “Var!” dedi, hem de “iki tane”… Nasıl mutlu oldum anlatamam, demek engelli park yeri varmış. İyi ama ben o kadar insana, görevlilere sordum bir tanesi söylemedi. Şimdi böyle sorunca cevap veriyorlar. “Engelliyim ben, otoparkta yeriniz var mı?” diye sordum kaç kez, “engelli park yeri var şurada…” demedi kimse….

Birçok insana kırıldım, böylesine bir durumda olan birine yer vermek yerine otoparklarının hocalara, doktorlara, ambulansa veya polis-resmi araçlara ait olduğunu söyleyip de benim bu özel durumumda yardımcı olmadıkları için… ama her zamanki umudumla devam ettim arayışıma ve nihayet bu hastanede engelli park yeri olduğunu öğrendim.

Ortopedi servisinin önündeki bu iki araçlı otoparka gittim, “Dolu olduğunu” söylediler,
-“iki araçlık yerin hepsimi?” dedim.

Birine engellinin park ettiğini ama diğerine hocalardan birinin park ettiğini söylediler. (geçerli sebepler sunmaya başladılar bu durum için kendilerince ama benim sebebimi hiç kimse dinlememişti, bende dinlemedim)
-“Ben anlamam benim yerim orası, ben nasıl ki hocaların yerine park edemedim, onlarda benim yerime edemez” dedim.

Hakkını öyle kolay kolay arayan biri değilimdir normalde ama öylesine dolmuşum ki, bu sefer pes etmedim. -Ben burada ineceğim ve siz bir yer bulacaksınız.- dedim. Orada duran ve bu duruma tanıklık eden kişilere -çıkarın sandalyemi ben ineceğim- dedim.

Otopark görevlisi hala yardımcı olmak yerine bu duruma bahaneler üretmeye devam ediyordu “Hoca gelmiş park ediyor, etmemi diyeyim” dedi.

Bende “Evet, burası engelli park yeri buraya park edemezsiniz diyeceksiniz” dedim. 

...“Size yinede yardımcı olayım ama burada yer yok” dedi “aşağı tarafa bakın”dedi otopark görevlisi fakat ben şu aşamadan sonra hiçbir yere gitme niyetinde değildim. “Ben her yere baktım hiçbir yerde yer bulamadım, Hocaların yeri park ettiremeyiz dediler ama siz benim yerimi korumadınız. Sizi başhekime, o da olmadı nereye edilmesi gerekiyorsa her yere şikâyet edeceğim.”diye bağırmak zorunda kaldım. Olmaz ki! bu kadar insan üzülmez ki! Avrupa Birliğine girme hazırlığındaki bir ülkeye yakışıyor mu bu davranış? Hiç medeni bir durum değil. Hasta olarak gelip daha da hasta olarak mı ayrılacağız hastaneden. Ne demek doktorun, hocanın, polisin yeri diyerek asıl ihtiyaç sahiplerini görmezden gelmek. Yakışıyor mu bu hiç bizlere? Yakışıyor mu zor durumda kalan kişileri görmezden gelmek? 

Otopark görevlisi benim pes etmediğimi görünce olayın daha da büyümemesi için mecburen çözüm üretmek durumunda kaldı.  Otomobilimden inip oradaki yardımsever vatandaşlardan birinin de yardımı ile geç kaldığım randevuma doğru hızlıca gittim. Yaşamış olduğum bu elem durumun etkisini ise uzunca bir süre üzerimden atamadım.

İstanbul’un en iyi hastanelerinden birinde; Türkiye ve Avrupa’dan birçok hastayı kabul eden bu büyük üniversite hastanesinde, yaşamış olduğum basitçe çözüme kavuşturulacak bu sorun acaba yetkililerin farkında olmadığından dolayımı uzun süredir yaşanıyor yoksa görmezden mi geliniyor? Umarım bu yazı ilgilere ulaşır ve daha sonraki gidişlerimizde sorunlarla karşılaşmayız.