Alternatif Yaşam Derneği Kurucu Başkanı ERCAN TUTAL Röportajı

e-Posta Yazdır PDF

Engelliler adına yaptığı çalışmalarla Sosyal Girişimcilik Ödülleri alan, aldığı tüm ödüllere layık kalarak farklı, yapılmamış, yeni projeleriyle engellileri hep gündemde tutmayı başardığı gibi dünya gündemine de taşıyabilen özel biri.

 



Engeli olmayan, en önemlisi de düşünce engeli olmayan, engelli kişilerin yalnızca yanlarında değil, içlerinde de olabilen Ercan Tutal.

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi içinde sarıbalık
dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür Bulut mu olsam
gemi mi yoksa Balık mı olsam
yosun mu yoksa Ne o, ne o, ne o
Deniz olunmalı oğlum Bulutuyla, gemisiyle
balığıyla, yosunuyla.



A.Afyon: Ercan Tutal engellilerin hayatına nasıl sürüklendi?

E.Tutal: Almanya‘da ki üniversite yılları toplumsal yaşamda engellilerin varlığı hakkında farkındalığımın başladığı ve yaşamın tüm alanlarındaki aktif var oluş biçimlerini gözlemeye, üzerinde düşünmeye ve çıkarsamalar yaparak bilince dönüştüğü yıllar oldu.
Havuzda, kütüphanede, diskoda, otobüste, metroda, işyerlerinde, spor sahalarında ve sokaklarda hemen her yerde değişik bir engel grubundan bireye rastlanabiliyordu. Diğer vatandaşların kullandığı tüm anayasal, insani ve medeni haklardan tam ve eşit olarak yararlanıyorlardı. Ve hatta farklı ihtiyaç grupları için özel çözümler üretilmiş onlarca sosyal yaşam alanı herkese kapılarını açmış modeller olarak önümde duruyordu.
Engellilerin yönettiği ve % 100 istihdam edildiği üretim birimleri, atölyeler, fabrikalar; ağır engellilerin aile üzerindeki yükünü alan ve yaşam garantisi sunan “yaşam evleri”, federasyonlara bağlı onlarca spor kulübü, tatil köyleri, oteller, yurtlar ve özellikle de toplu taşımacılık çözümleri. Beni engelli hayatı ile tanıştırdı.
Her biri başlı başına modern ve insani yaşamın vazgeçilmezleri olarak ruhumda ve bilincimde yepyeni bir yaşam hedefinin temel taşlarını oluşturdu.

A.Afyon: Projelerinizi hayata geçirirken en fazla nerelerde zorlanıp hayal kırıklığı yaşadınız?
E.Tutal: Sorunların tanımını yapıp çözümler üretebilmek için yolculuğa çoktan çıkmış bir gönüllü nefer, sosyal girişimci veya duyarlı vatandaş –her ne dersek diyelim- olarak çaldığım kapılar hep yüzüme kapandı. Resmi kanallarda hiç bilgi, veri, kaynak, temsil yetkisi ve muhatap yoktu. Dernek ve vakıflar rahatlarının bozulmasını istemiyorlardı. Rehabilitasyon merkezleri ve akademisyenlerin ise kendileri dışında birilerinin çözüm üretmeye çalışmasına pek tahammülleri yoktu. Bu kapılardan hep geri dönmek zorunda kaldım. Defalarca…
En güçlü destek hep ailemden ve yakın arkadaşlarımdan geldi. Sağlam bir kaleniz varsa yıkılmıyorsunuz...

A.Afyon: Türkiye’ye döndükten sonra ilk adımınız ne oldu?
E.Tutal: Kaybedecek vaktim yoktu. Çünkü çok belliydi ki henüz bu konudaki yeniliklere hazır değildi ortam. Doğru alan ve araç seçimi beni hızlandıracaktı. “Toplumsal değişim için spor” yaklaşımı ile spor aracılığı ile buzları kırabilir, uyuyan devi uyandırabilirdim.
“Dalmak Özgürlüktür” sloganı ile engellilere yönelik ücretsiz dalış eğitimlerine başladım. Bu çalışmalarda aktif görev alabilecek eğitmen ve asistanların eğitimini de beraberinde yürütüyordum. Dalış sporuna dair uluslararası standartları yaygınlaştırmak ve istenirse her şeyin yapılabileceğini göstermek istiyordum.
Konaklama ve etkinlik alanlarının tekerlekli sandalye kullanıcıları için uygun hale getirilmesi ve ilk dalış adaylarının sualtı dünyasının büyüsü ile buluşması bulunduğumuz çevreden başlayarak ilk kıvılcımı yakmıştı.
Evden çıkamayan, yok sayılan, yaşam alanlarında görmeye alışmadığımız ve ön yargılarla dışladığımız “umacılar” sokağa çıkmıştı ve hatta dalış yapıyorlardı. Yakın toplumsal çevrede ve özellikle medyada farkındalık oluşturdu bu girişimler ve defalarca ulusal medyada ana haber olduk. Çevre halkı, esnaf ve kurumlar kapılarını ve kalplerini açmaya başladılar.
Sualtı dünyasının iyileştirici ve özgürleştirici gücü sadece engelli dalgıçların bünyelerinde ve dünyalarında değil duyarlı bir toplumsal çevrenin de konuya önyargısız ve özgürce bakmasını sağladı. Bu çalışmalara onlarca değişik engel grubundan kişi katıldı. Sertifikalarını aldı ve denizler dünyasının gizemi ile tanıştı.

A.Afyon: Türk kamuoyu ilk sizi nasıl tanıdı?
E.Tutal: Kızıldeniz Belgeseli ve J. M. Cousteau. Engelsiz yaşam yolculuğumun önemli iki anahtar kelimesi. Türkiye de engellilerle başlatılan dalış faaliyetlerinin ve gelinen seviyenin ülke adına iyi örneklerden biri olarak uluslararası kamuoyu ile de paylaşılması gerekiyordu. J. M. Cousteau‘yu değil aslında çoğunlukla baba Cousteau’yu denizler dünyasına dair belgesellerinden tanıyorduk. O belgesellerde yer almak, Cousteau’nun teknesinden büyülü mavi dünyaya dalış yapmak hayallerimizi süslüyordu.
Yurtdışındaki kütüphane çalışmalarımdan birinde eski sayılabilecek bir dalış dergisinde J. M. Cousteau’nun Fiji adalarında engellilerle bir dalış belgeseli çektiği yazıyordu. Dünyanın değişik ülkelerinden gelen 6 engelli ile bir dalış gezisi yaparak sualtı filmi çekilmişti. Bu çalışmanın özeti olarak J. Michael “okyanusun iyileştirici ve özgürleştirici gücünü keşfettik...” diyordu.
Bir yıl boyunca sponsor aradım ve sonunda bir ilaç firması Kızıldeniz’de yapacağımız dalış gezisi ve belgesel çekimimize sponsor oldu.
Değişen, iyileşen ve özgürleşen hayatlar çektiğimiz belgeselin hem konusu hem ödülüydü aslında.
‘Mutlu, Ersoy, Gülçin, Berna, Ayhan, Safinaz... Artık deniz olmuşlardı.

“Dalmak Özgürlüktür” belgeseli TV’ler de günlerce ana haberlerde yayınlandı. Belgesel kuşağında gösterime girdi, uluslararası yarışmalarda ödüller aldı, fotoğrafları defalarca sergilendi, seminerlerde kongrelerde konu oldu, belgesel film festivallerinin özel gösterimlerinde ülkeyi dolaştı. Artık sadece çalışmaya katılanlar ve yakın çevreden gözlemleyenler değil, tüm Türkiye ve hatta dünya dalış camiası engellilerin –fırsat sağlandığında- neler yapabileceğini ve zaten yapabildiklerini görmüş oldu.

A.Afyon: Denizler dünyası gerçekten özgürleştirici ve iyileştirici mi?
E.Tutal: Evet, engelsiz bir dünya sualtı... Bir insana, bir araca ve bir nesneye bağımlı olunmayan bir dünya. Doğuştan veya sonradan yargılandığınız tekerlekli sandalyenin, koltuk değneğinin ve beyaz bastonun hükmünü yitirdiği bir dünya sualtı... Bir özgürlük ve eşitlik dünyası.
Sakat-sağlam, cüce-dev, siyah-beyaz ve gören-görmeyen ayrımı yapmayan. Tamamen size ait bir dünya. Engellerden arınmış, balıkları, yosunları ve mercanları ile sınırsız. Siz ve O baş başa, iyileştirici ve özgürleştirici gücüyle hep sizin için bir dünya.
Yüksek kaldırımların, dik yokuş ve merdivenlerin, dar kapıların, asansörsüz ve rampasız binaların olmadığı. Ayrımcılık, görmezden gelme ve yok sayma gibi “modern” yaşama özgü utançların olmadığı bir dünya. Kendinizi daha iyi, daha özgür, daha eşit ve daha insan hissettiğiniz. Elinizden kaçıp gittiğini düşündüğünüz yaşamı size geri veren bir dünya sualtı...
Ve görmeyen gözler, yürüyemeyen bedenler bu dünyada balık, yosun ve deniz oluyorlar...
Gördüklerini zannedenlere sualtından çığlık çığlığa sesleniyorlar;
Dalmak Özgürlüktür!
Dalmak gerçekten özgürlüktü.

A.Afyon: Alternative Camp’a katılan kişilerin hayatlarında kampa katıldıktan sonra neler değişiyor?
E.Tutal: Evet, dalış yapmak, suyun kaldırma kuvvetinden ve hem dinamik hem meditatif (beden temizliği ile gelen ruh temizliği) özelliklerinden yararlanarak, beyaz bastonları, tekerlekli sandalyeleri, koltuk değneklerini, korku ve kaygıları kıyıda bırakıp özgürleşmek yaşanır olmuştu. Yüzlerce engelli genç artık “düşlerini bile kurmadıkları” bir dünyanın güzellikleriyle tanışmış, özgüvenlerini pekiştirmiş ve sosyal yaşamın aktif bireyleri olmuştu.
Dalış dünyasının sağladığı olanakların üstüne Alternative Camp engelsiz dünyaya açılan bir kapı oldu. Bu kapıdan 5000’nin üzerinde değişik özel ihtiyaç sahibi birey geçti.150 den fazla kurum ve organizasyon yine kurumsal yapılarını temsilen bu kapıdan açılan sevgi hanesinin konuğu oldular.14 ülkenin dezavantajlı gençlik grubu deniz aşırı misafirperverliğimizin nimetlerinden yararlandılar ve öncü modelimizin kendi ülkelerindeki gönüllü elçileri oldular.
Elbette ki Alternative Camp, bütün bu kurumsal sağlamlığı ve program zenginliğine karşın ASLA bir rehabilitasyon merkezi, özel eğitim okulu vb iddiası ile hareket etmedi. Biz sadece sosyal sorumluluklarımızın bilinci ile Spor ve eşit sosyal ilişkilerin toplumsal uyum ve dönüşüm için çok önemli araçlar olduğunu bilerek ve sevgi felsefesiyle tüm katılımcılarımıza eşit yaşam fırsatları sunduk. Onların özel gereksinmelerini asla göz ardı etmeden ama engellerini değil kişiliklerini önemseyerek ortak bir yaşam karesinde buluşmayı hedefledik. Tüm katılımcılarımız çoğu kez yaşamlarında İLK defa bu kadar eşit, özgür ve insanca davranıldığını itiraf ettiler. Çünkü kamp felsefemizde “yardım” etmek değil tersine katılımcılar, gönüllüler ve yöneticiler olarak eşit bilgi ve sevgi paylaşımı üzerine kurgulanmış günler yaşamayı öne çıkardık.


Elbette ki ailelerinden ve sosyal baskılı çevrelerinden belki de (çoğunluk açısından) ilk kez ayrı kalan, bağımsız bir birey olarak kendi yaş grubundaki kişilerle ve hatta sadece filmlerde gördüğü farklı kültürlerden kişilerle bir arada yaşayan kamp katılımcılarımızın hayatlarında küçük kişisel devrimler yaşandı hep. Çünkü binlercesi için neredeyse HERŞEY İLK KEZ yaşanıyordu. İlk defa havuz gören, ilk defa dans eden, ilk defa Japon, Koreli, Fransız, İtalyan, Amerikalı ve İspanyol vatandaşı gören, ilk defa ata binen, ilk defa yamaç paraşütü ile uçan ve kano kullanan, ilk defa duvar tırmanışı yapan ve ilk defa diskoteğe giden, müzeye, sergiye ve hatta tekne gezisine ilk defa giden yüzlerce katılımcı... Bu fırsatlar sadece kendilerine sunulmadığı için yoksunluğunu yaşamak zorunda bırakılan yüzlerce, binlerce genç.

Ortak hiç bir dil birlikteliği olmamasına karşın aynı masada kahkahalar atarak domino oynayan Samsunlu görme engelli gençlerle İspanya’dan gelen kamp gönüllüsü. Mardin’ den, Urfa’dan, Konya’dan, Trabzon’dan, Kıbrıs’tan, İsrail’den, Malta’dan, Diyarbakır’dan, Almanya’dan gelen engelli gençler ve dünyanın tüm ülkelerinden ve üniversitelerimizden gelen gönüllülerimiz... Entegrasyon, kaynaşma ve eşit yaşam. İşte Alternative Camp.

Fiziksel değişiklikler ve iyileşmeler yaşayan, vücut farkındılalıkları artan ve unutulmuş, gecikmiş ve eksik yapılmış rehabilitasyona inat kımıldayan kaslar ve palet vuran bacaklar... İntihardan vazgeçen umudunu yitirmiş gençler ve artık her şeye daha aktif katılan ve üreten bir kitle...
Alternative Camp’a katılan binlerce kişinin sonraki yaşantılarında yarım bıraktıkları okullarına devam ettikleri, yabancı dil kurslarına katıldıkları, yeni iş başvuruları yaptıkları, derneklerinde daha aktif rol aldıkları, spor kulüplerine katıldıkları, seyahat ettikleri, tatile çıktıkları, daha çok okudukları, tiyatro ve dans kulüplerine katıldıkları biliniyor... Birey değişir. Toplum değişir. Alternative Camp bu değişimin öncü modellerinden biri olmaktan gurur duyuyor.

A.Afyon: Alternative Camp projesinin en başarılı olduğu ve onun yenilikçi, girişimci ve alternatif olma gücünü nasıl buldu?
E.Tutal: Avrupa’daki neredeyse tüm engelli spor federasyonlarını gezip hangi spor branşlarını hangi yöntemlerle uyguladıklarını öğrenmeye çalıştım. Araştırmalar, özel sohbetler ve kaynaklar arasından yeni bilgiler edinmeye çalıştım. Çok zengin uygulamalar ve onlarca değişik spor branşı vardı. Engelli sporu ülkemizde 3–4 branş arasında sıkışmışken hemen tüm Avrupa ülkelerinde 50’den fazla farklı spor etkinliği olimpik standartlarda yapılıyordu.

Bütün bu etkinliklerle ülkemizdeki engelli ve dezavantajlı gençleri buluşturmak gerekiyordu. Bu hem de öyle bir şekilde yapılabilirdi ki spor, eğitim, uyum ve tatil bir arada yaşanabilsin. Bu tanımın adı Alternative Camp’tı.
2002 yılında bütün direnişlere, karşı koymalara, ekonomik olanaksızlıklara rağmen birkaç duyarlı işadamının desteği ile Alternative Camp Bodrum’da açıldı.

Kamp konsepti tamamen gönüllülük üzerine oturuyordu. Dünyanın en uzak köşelerinden bile konuya ilgili gençler uzun dönemli gönüllülük hizmetinde bulunmak, staj yapmak, kredi notlarını yükseltmek ve kariyer yolculuklarında önemli adımlar atmak için kampımıza geliyordu. Bir yandan uluslararası gönüllü gençlik, diğer taraftan üniversitelerimizden gelen kendi gençliğimiz ve yaşamlarında ilk defa tatile çıkan, ilk defa havuz ve deniz gören, ilk defa yabancı bir kişi ile tanışma fırsatı bulan, ilk defa dalış yapıp ata binen, kano kullanan, duvar tırmanışı yapan, ilk yardım eğitimi gören ve hatta ilk defa dans eden engelliler... İşte entegrasyonun zirvesi. Görme engelli Samsunlu gençler ile büyük bir keyifle domino oynayan İspanyol gönüllü. Mardin’den gelen ve hayatında hiç diskotek görmemiş ve dans etmemiş bir tekerlekli sandalyedeki genç ile dans eden Japon gönüllü. Uyum buydu işte.

Tüm konsept içinde neredeyse herkes, gönüllüler ve engelli katılımcılar her şeyi ilk kez yaşıyordu. Alternative Camp projesinin en başarılı olduğu ve onun yenilikçi, girişimci ve alternatif olma gücü buradan geliyordu.

A.Afyon: Alternative Camp projesinin altı yıldır sürdürebilirlikte başarılı olmasının nedeni nedir?
E.Tutal: Alternative Camp, “hizmeti satın almak değil, onu üretmek” felsefesi ile sürdürülebilir, yeni ve alışıldık olmayan ama projeyi kalıcı kılan bir sistem kurmuştu. Onlarca duyarlı özel sektör temsilcisi firma ve bireyden sponsorları oldu. Yapılan çalışmalar TV’lerde, gazetelerde haber oldu. Seminerlerde, kongrelerde ve üniversite sunumlarında yer aldı. Ege Denizi’nde Bodrum’da başlayan rüzgârın ülkenin tüm bölgelerine yayılması çalışmasını da sürdürdük ve değişik dönemlerde Van, Sinop, Artvin, Fatsa, Antalya, Kaş, Fethiye ve İzmir ‘de kısa ve uzun dönemli bölgesel kamplar yaptık.

150 yerli-yabancı engelli kurumuna ev sahipliği yapan kampımıza son 6 yıllık uygulaması süresince 5.000’den fazla engelli ve sosyal dezavantajlı insanımız ücretsiz olarak katıldı. 700 gönüllü için kariyer yolculuklarının önemli bir dönüşüm noktası oldu.

Sonuçta kamplardan geriye değişen yaşam hedefleri, kazanılan özgüven, üretkenliğe dönüşen yeni atılımlar, ataletten kurtulan ve hatta iyileşen bedenler, özgürleşen ruhlar kaldı.

Alternative Camp, engelsiz toplumsal yaşamın öncü bir modeli ve dinamik bir uygulaması olarak kalıcı toplumsal dönüşüm hedefinde doğru yolda olduğunu bilerek yolculuğuna devam ediyor.

A.Afyon: Alternatif Yaşam Derneği’ni kurmanızın nedenleri nelerdir?
E.Tutal: Alternative Camp projesinin artık bir proje olmaktan çıkıp kurum kimliğine bürünmesi ile bir tüzel kimlik ihtiyacı doğmuştu. Aslında dernek, vakıf vb enflasyonuna katkıda bulunmamak için mevcut kurumlardan birinin bünyesinde de pekâlâ çalışmalar devam edebilirdi. Ancak henüz sivil üstünlük oluşturmak ve sivil toplum örgütü olmak bilinçlerinden çok uzakta olunduğu için bu konudaki girişimlerim sonuçsuz kaldı.

Bu açmazdan ve zorunlu ihtiyaçtan AYDER (Alternatif Yaşam Derneği) doğdu. Bütün engel gruplarına, sosyal dezavantajlar yaşayan diğer grup ve bireylere Uluslararası vizyon ve standartlarda, toplumsal yaşamın tüm alanlarında alternatif, yenilikçi ve sürdürülebilir projeler üreten ve uygulayan bir dernek olarak. Gönüllü katılımın esas olduğu bir sivil toplum üstülüğü. Öncü nitelikte vizyoner bir model. Misyonumuzu tamamladığımızı düşündüğümüz an yine aynı kararlılıkla geri çekilmeyi biliyor olacağız.

A.Afyon: Ayder’in yürüttüğü başka projeleriniz oldu mu?
E.Tutal: BM “Küresel İlkeler Sözleşmesi”ni ilk imzalayan ve Caravan2000, ENAT (European Network of Accessible Tourism), HSA (Handicapped Scuba Association) vb. uluslararası organizasyonlarda aktif görev alan; uyguladığı projeler ve ürettiği değerler ile Türkiye’nin dünya ve Avrupa vitrininde önemli bir modeli oldu.
Dalmak Özgürlüktür (1997–2008)
Kızıldeniz Belgeseli (2001)
Alternative Camplar (2002–2008)
Herkes İçin Engelsiz Turizm (TURSAB) (2006–2010)
Reha İstanbul (RehaCare/Duesseldorf) (2004–2008)
Engelsiz İstanbul Gezi Rehberi (2006–2010)
Engelsiz Tasarım (TMMOB İç Mimarlar Odası) (2006)
Düşler Akademisi (UNDP Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) - Vodafone) (2008–2009)
Hayata Artı (UNDP-CocaCola) (2006–2007–2008)
Olivium Tırmanma Duvarı (2006–2008)
Düş’ün Gerçeği (2008)
Engelliye Doğru Yaklaşım Eğitim Programı (2008).

Gibi bir dizi projeye imza atan AYDER, toplumsal değişim ana hedefinde sapmadan; ülkedeki standartların engelliler lehine değişmesi, kanayan sorunların kalıcı çözümü, toplumda genel bir farkındalık ve bilinç oluşturulması ve yaşamın tüm alanlarına aktif ve tam katılan bir engelli çoğunluk oluşması yolculuğuna devam ediyor.

A.Afyon: Sosyal girişimciliğinizin size getirdikleri neler oldu?
E.Tutal: Dalmak Özgürlüktür’den Alternatife Kamp’a ve oradan Alternatif Yaşam Derneği’ne uzanan bu zorlu ve uzun yolculuğun taçlandığı, doğrulandığı ve ödüllendirildiği onlarca an bir sosyal girişimci olarak yaşantımın en anlamlı ve önemli anları oldu.

Olimpiyat Meşalesi taşımak başlı başına bir onurdu. ASHOKA (Ashoka, dünyanın birçok ülkesinde lider sosyal girişimcileri destekleyen uluslararası kuruluş) tarafından sosyal girişimci seçilmek, Dünya Bankası, Eurowards, CocaCola, Vodafone vb uluslararası kurum ve özel sektör proje yarışmalarında ödüller almak, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktan özel teşekkür belgeleri almak, UNDP’nin “Gençlik İçin İyi Örnek” ödülünü almak, meslek odalarından, yerel temsilcilerden, medyadan ve değişik onlarca kurumdan ödüller, sertifikalar, onur belgeleri almak attığım ilk adımdan başlayarak 10 yıldır sürdürdüğüm sosyal sorumluluk ve sosyal girişimcilik öykümün en güzel sayfaları oldular.

A.Afyon: Aldığınız dünyada ya da ülkemizdeki sosyal sorumluluk ödülleri nelerdir?
E.Tutal: Dünya Genç Girişimcilik Yarışmasında “Sosyal Sorumluluk” dünya birincisi oldu. UNDP tarafından “Gençlik İçin İyi Örnek Ödülü” aldı. Ve daha bir dizi ödüllendirmenin ve akreditasyonun öznesi oldu.

A.Afyon: Engelli olmayan ama bir şeyler yapmak isteyen kişilerin başlama noktası neresi olmalıdır?
E.Tutal: Resmi istatistiklere göre ülkemizde her 7 kişiden biri engelli. Ailemizde, akrabalarımızda, komşularımızda, okul veya iş arkadaşlarımızda. Özetle yaşam karelerimizin herhangi bir yerinde hala kanayan bir yara var. Ateş düştüğü yeri yakar derler.

Aydın bilinç yanmayı beklemez. Dışarıdaki yangına da sırtını çevirmez. Çözüm üretir ve uygular...
Sokağa çıkar ve kapısının önünü temizler...
Ve gücü yettiğince diğer kapıların önünü.

A. Afyon: Kendinizi siz özel görüp ödüllendirebiliyor musunuz?
E.Tutal: Başarmak istediklerimi yapabildiğimi görmek ve sadece bizim açtığımız bir pencereden bir kapıdan geçerek hayatın aktif bir karesini yaşamaya başlayan engelli dostlarımızı görüyor, duyuyor olmak gerçek bir ödül. Tıpkı bu röportajın konusu olmayı hak etmek gibi.

Kafkas kartalı “Şeyh Şamil” ; “Savaşa giderken hiç düşünmedim, sonum ne olacak diye.” demiş. Toplumsal bir değişimin öncüsü, neferi ve gönüllüsü olanlar için kişisel beklentilere pek yer yoktur. Çünkü onların gerçek mutluluğu çıktıkları yolculukta birlikte yürüdükleri kişilerin sayısının artmasıdır.
Bu röportajın benzer yolculuklara ve yeni yolculara ışık tutması dileği ile... Sevgiler...

“Bu röportajla uzun ve farklı bir yolculuğa çıktım, yolculukların arkasından gelen yorulmuş hissi yerine kendimi dinlenmiş hissediyorum, çok teşekkür ederim.”


Ayşenur Afyon Mayıs 2008 - Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


AYDER Alternatif Yaşam Derneği

19 Mayıs Mah. Yıldız Sok.
STFA B7 Blok 17/1 34736 Kozyatağı, İstanbul - Türkiye

Tel: +90 216 384 54 55
Faks: +90 216 384 66 04
www.ayder.org.tr
www.alternativecamp.org
www.festivaldeyiz.org

Son Güncelleme ( Salı, 05 Ocak 2010 18:40 )